Safran & Safran

7582 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile getirilen düzenlemeler

Safran & Safran

04.06.2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 7582 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile başta 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu, 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu, 4875 sayılı Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanunu, 5746 sayılı Araştırma, Geliştirme ve Tasarım Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Kanun ve 7412 sayılı İstanbul Finans Merkezi Kanunu olmak üzere birçok temel düzenlemede değişiklik yapılmıştır.

Kanun ile genel olarak kamu alacaklarının tecil ve taksitlendirme süresinin uzatılması, Türkiye’ye yeni yerleşen gerçek kişilerin yurt dışı kazanç ve iratlarına gelir vergisi istisnası getirilmesi, nitelikli hizmet merkezlerinin teşvik edilmesi, üretim ve zirai üretim faaliyetlerinden elde edilen kazançlarda kurumlar vergisi oranının düşürülmesi, yurt dışı ve kayıt dışı bazı varlıkların ekonomiye kazandırılması, teknogirişim ekosisteminin desteklenmesi ve İstanbul Finans Merkezi rejiminin güçlendirilmesi amaçlanmaktadır.

1. 7582 Sayılı Kanun Nedir?

7582 sayılı Kanun, tam adıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, 21.05.2026 tarihinde kabul edilmiş ve 04.06.2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanmıştır. Kanun, yalnızca teknik bir vergi değişikliği değil; kamu alacaklarının tahsili, yatırım ortamının iyileştirilmesi, hizmet ihracatı, yüksek nitelikli insan kaynağı ve sermaye girişinin teşviki bakımından stratejik sonuçlar doğuran kapsamlı bir düzenleme niteliğindedir.

Bu yönüyle 7582 sayılı Kanun; Türkiye’ye sermaye girişini teşvik etmek, yüksek nitelikli insan kaynağını çekmek, kamu alacaklarının tahsilinde ödeme kolaylığı sağlamak, üretim ve hizmet ihracatını desteklemek ve İstanbul Finans Merkezi’nin uluslararası rekabet gücünü artırmak amacıyla hazırlanmış bir düzenleme olarak değerlendirilebilir.

2. Kamu Alacaklarında Tecil Süresi 72 Aya Çıkarılmıştır

7582 sayılı Kanun ile 6183 sayılı Kanun’un 48. maddesinde yapılan değişiklik sonucunda kamu alacaklarının tecil ve taksitlendirme süresi 36 aydan 72 aya çıkarılmıştır. Ayrıca teminatsız tecil sınırı da 1.000.000 TL olarak belirlenmiştir.

Bu düzenleme özellikle vergi borcu, SGK prim borcu, idari para cezası veya 6183 sayılı Kanun kapsamında takip edilen diğer kamu borçları bulunan mükellefler açısından önemlidir. Değişiklik bir af veya borç silme düzenlemesi değildir. Borcun varlığı devam etmekte, ancak ödeme güçlüğü yaşayan borçlulara daha uzun vadeli ödeme imkânı tanınmaktadır.

Bu kapsamda vergi borcu bulunan şirketler, SGK prim borcu bulunan işverenler, e-haciz veya banka blokesi ile karşılaşan mükellefler ve faaliyetini sürdürmek için nakit akışına ihtiyaç duyan işletmeler bakımından yeni düzenleme önemli bir başvuru zemini oluşturmaktadır. Tecil talebinde bulunulurken yalnızca borcun taksitlendirilmesi istenmemeli; işletmenin faaliyetinin devam ettiği, kamu alacağının tahsilinin ticari faaliyetin sürdürülmesiyle mümkün olacağı ve ödeme planına uyulacağı somut verilerle ortaya konulmalıdır.

3. Türkiye’ye Yeni Yerleşen Kişiler İçin 20 Yıllık Gelir Vergisi İstisnası

7582 sayılı Kanun’un en dikkat çekici düzenlemelerinden biri, Gelir Vergisi Kanunu’na eklenen mükerrer 20/D maddesidir. Bu madde ile Türkiye’de yerleşmiş sayılan gerçek kişilerin, Türkiye’de yerleşmiş sayılmadan önceki son üç takvim yılında Türkiye’de ikametgâhının ve vergi mükellefiyetinin bulunmaması şartıyla, Türkiye dışında elde ettikleri kazanç ve iratlar 20 yıl süreyle gelir vergisinden istisna edilmiştir.

Bu istisna, Türkiye’ye yerleşmeyi planlayan yüksek gelirli gerçek kişiler, yurt dışında yaşayan Türk vatandaşları, yabancı yatırımcılar ve global portföy geliri bulunan kişiler açısından önemli bir vergi avantajı sağlamaktadır. İstisna kapsamındaki kazanç ve iratlar için yıllık beyanname verilmeyecek; diğer gelirler nedeniyle beyanname verilmesi halinde de bu gelirler beyannameye dahil edilmeyecektir.

İstisna, kişinin Türkiye dışında elde ettiği kazanç ve iratları kapsamaktadır. Bu kapsamda yurt dışı menkul sermaye iratları, yurt dışı gayrimenkul gelirleri, yurt dışı kâr payları, yurt dışı faiz gelirleri, değer artış kazançları veya benzeri gelirlerin istisna kapsamında değerlendirilmesi mümkündür. Ancak Türkiye kaynaklı gelirler bu istisna kapsamında değildir.

Bu nedenle istisnadan yararlanmayı planlayan kişilerin geçmiş üç yıla ilişkin mukimlik durumunu, Türkiye’de gelir vergisi mükellefiyeti bulunup bulunmadığını, yurt dışı gelirlerinin kaynağını, çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmalarını ve Türkiye’de gayrimenkul, kira, şirket ortaklığı veya banka gelirleri olup olmadığını ayrıntılı şekilde analiz etmesi gerekir.

4. Veraset Yoluyla İntikallerde %1 Oranı Getirilmiştir

7582 sayılı Kanun ile Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu’nda da önemli bir değişiklik yapılmıştır. Gelir Vergisi Kanunu’nun mükerrer 20/D maddesi kapsamında gelir vergisi istisnasından yararlanan kişiler bakımından, istisna süresi içerisinde gerçekleşen veraset yoluyla mal intikallerinde vergi oranının %1 olarak uygulanacağı düzenlenmiştir.

Bu hüküm, Türkiye’ye yeni yerleşen yüksek gelirli veya yüksek servet sahibi kişiler açısından miras planlaması bakımından önemli sonuç doğuracaktır. Ancak bu avantajdan yararlanılabilmesi için öncelikle kişinin Gelir Vergisi Kanunu mükerrer 20/D kapsamına girip girmediği belirlenmelidir.

5. Nitelikli Hizmet Merkezi Kavramı Mevzuata Girmiştir

7582 sayılı Kanun ile Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanunu’na nitelikli hizmet merkezi kavramı eklenmiştir. Buna göre nitelikli hizmet merkezi; en az üç farklı ülkede aktif olarak faaliyet gösteren ilişkili şirket veya şirketler topluluğuna yönelik hizmet sunmak üzere kurulan ve yıllık hasılatının en az %80’ini yurt dışındaki ilişkili şirketlerden veya şirketler topluluğundan elde eden sermaye şirketlerini ifade etmektedir.

Bu merkezler; finansal danışmanlık, stratejik yönetim danışmanlığı, risk yönetimi, fonlama, yatırım ve sermaye yapısı planlaması, bütçeleme, uluslararası muhasebe, uyum, denetim, dijital dönüşüm, teknoloji danışmanlığı, veri analizi, insan kaynakları, eğitim, satış sonrası destek, teknik destek, Ar-Ge koordinasyonu ve benzeri faaliyetlerde bulunabilecektir.

Kanunda dikkat çeken hususlardan biri, hukuk danışmanlığı faaliyetinin de nitelikli hizmet merkezi faaliyetleri arasında sayılmasıdır. Ancak yurt içi faaliyetlere veya Türk hukukuna yönelik hukuk danışmanlığının yalnızca 1136 sayılı Avukatlık Kanunu kapsamında hizmet verebilecek avukat veya avukat ortaklığından alınması gerektiği açıkça düzenlenmiştir. Bu hüküm, yabancı sermayeli şirket gruplarının Türkiye’de kuracağı nitelikli hizmet merkezleri bakımından önemlidir.

6. Nitelikli Hizmet Personeline Ücret İstisnası

Gelir Vergisi Kanunu’nun 23. maddesine eklenen düzenleme ile nitelikli hizmet merkezlerinde istihdam edilen nitelikli hizmet personelinin ücretlerinin belirli kısmı gelir vergisinden istisna edilmiştir.

Genel kural olarak istisna, brüt asgari ücretin üç katını aşmayan kısım için uygulanacaktır. Ancak Cumhurbaşkanınca uygun bulunan bazı endüstri bölgeleri ile İstanbul Finans Merkezi’nde faaliyet gösteren nitelikli hizmet merkezleri bakımından bu sınır brüt asgari ücretin beş katı olarak uygulanacaktır.

Bu düzenleme, Türkiye’de nitelikli hizmet merkezi kurmak isteyen uluslararası şirket grupları açısından personel maliyetlerini azaltabilecek önemli bir teşvik niteliğindedir. Bununla birlikte istisnanın yalnızca nitelikli hizmet personeli için geçerli olduğu unutulmamalıdır. Destek personeli veya nitelikli hizmet faaliyetini doğrudan icra etmeyen çalışanlar bakımından istisna uygulanamayabilir.

7. Transit Ticaret ve Nitelikli Hizmet Merkezi Kazançlarında Kurumlar Vergisi İndirimi

7582 sayılı Kanun ile Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 10. maddesinde yapılan değişiklikler, uluslararası ticaret ve hizmet ihracatı bakımından önemli avantajlar getirmiştir.

Yurt dışından satın alınan malların Türkiye’ye getirilmeksizin yurt dışında satılmasından veya yurt dışında gerçekleşen mal alım satımlarına aracılık edilmesinden sağlanan kazançların %95’i kurumlar vergisi matrahından indirilebilecektir. Belirli endüstri bölgeleri ile İstanbul Finans Merkezi Bölgesi’nde faaliyet gösteren kurumlar bakımından bu oran %100 olarak uygulanabilecektir.

Bu indirimden yararlanılabilmesi için kazancın beyanname verme tarihine kadar Türkiye’ye transfer edilmesi, aracılık faaliyetine konu malların satıcısının ve alıcısının Türkiye’de bulunmaması, malların Türkiye’ye getirilmeksizin yurt dışında satılması veya yurt dışı alım satıma aracılık edilmesi gerekmektedir.

Ayrıca nitelikli hizmet merkezi olarak faaliyette bulunan kurumların, münhasıran bu faaliyetleri kapsamında yurt dışından elde ettikleri kazançların %95’i kurumlar vergisi matrahından indirilebilecektir. Belirli bölgeler ve İstanbul Finans Merkezi bakımından bu oran %100 olarak uygulanabilecektir. Bu indirim, nitelikli hizmet merkezinin faaliyete geçtiği hesap döneminden itibaren 20 hesap dönemi boyunca uygulanacaktır.

8. Üretim ve Zirai Üretim Kazançlarında Kurumlar Vergisi Oranı %12,5 Olarak Belirlenmiştir

Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 32. maddesinde yapılan değişiklikle, sanayi sicil belgesini haiz ve fiilen üretim faaliyetiyle iştigal eden kurumların münhasıran üretim faaliyetlerinden elde ettikleri kazançları ile zirai üretim faaliyetlerinden elde edilen kazançlarına kurumlar vergisi oranının %12,5 olarak uygulanması öngörülmüştür.

Bu düzenleme, üretim faaliyetlerinin desteklenmesi bakımından önemli bir vergisel avantaj sağlamaktadır. Ancak burada da münhasıran üretim faaliyetinden elde edilen kazanç ibaresi dikkatle değerlendirilmelidir. Üretim dışı faiz, kur farkı, kira, ticari mal satışı veya benzeri gelirlerin indirimli oran kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği somut olay özelinde ayrıca incelenmelidir.

Bu nedenle üretim şirketlerinin 2027 yılı öncesinde muhasebe sistemlerini, gelir ayrıştırma süreçlerini, sanayi sicil belgesi durumlarını ve faaliyet kodlarını gözden geçirmeleri faydalı olacaktır.

9. Varlık Bildirimi ve Varlık Barışı Niteliğindeki Düzenleme

7582 sayılı Kanun ile Kurumlar Vergisi Kanunu’na eklenen geçici madde kapsamında, gerçek ve tüzel kişilerin yurt dışında bulunan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarını 31.07.2027 tarihine kadar banka veya aracı kurumlara bildirmesine imkân tanınmıştır. Ayrıca gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerinin Türkiye’de bulunan ancak kanuni defter kayıtlarında yer almayan varlıkları da bu kapsamda bildirilebilecektir.

Genel vergi oranı %5 olarak belirlenmiştir. Ancak bildirilen varlıkların belirli sürelerle vadeli hesaplarda, devlet iç borçlanma senetlerinde, kira sertifikalarında veya girişim sermayesi yatırım fonlarında tutulmasının taahhüt edilmesi halinde oran kademeli olarak düşmektedir. Beş yıl elde tutma taahhüdü verilmesi halinde oran %0 olarak uygulanabilecektir.

Varlık bildirimi, şartların sağlanması halinde bildirilen varlıklara isabet eden tutarlar bakımından vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı yapılmaması sonucunu doğurabilir. Ancak bu koruma mutlak değildir. Bildirilen varlıkların süresinde Türkiye’ye getirilmemesi, yurt içindeki varlıkların banka veya aracı kurumlara yatırılarak tevsik edilmemesi, tahakkuk eden verginin süresinde ödenmemesi, verilen elde tutma taahhütlerine uyulmaması veya vergi incelemesine başlanıldıktan sonra bildirim yapılması halinde korumadan yararlanılamaz.

Bunun yanında diğer mevzuat uyarınca alınması gereken tedbirlerin bu düzenlemeden etkilenmeyeceği açıkça hüküm altına alınmıştır. Bu nedenle varlık bildirimi yapılmadan önce varlığın kaynağı, geçmiş banka hareketleri, ülke riski, MASAK yükümlülükleri ve olası ceza hukuku riskleri mutlaka değerlendirilmelidir.

10. Teknogirişim ve Dijital Şirketlere Yönelik Kolaylıklar

7582 sayılı Kanun ile 5746 sayılı Kanun’da yapılan değişiklikler, girişim ekosistemi açısından da önemlidir. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından verilen teknogirişim rozetine sahip halka açık olmayan şirketlerin paya dönüştürülebilir borç sözleşmelerine dayalı şarta bağlı sermaye artırımlarında Türk Ticaret Kanunu’nun şarta bağlı sermaye artırımına ilişkin hükümlerinin uygulanmayacağı düzenlenmiştir.

Bu değişiklik, start-up yatırımlarında sıkça kullanılan paya dönüştürülebilir borç, yatırım sözleşmesi ve benzeri finansman modelleri açısından esneklik sağlamaktadır. Ayrıca kuluçka girişimcileri tarafından kurulan ve dijital şirket tanımına uygun şirketlerin kuruluş tarihinden itibaren üç yıla kadar oda ücret ve aidatlarından muaf tutulması öngörülmüştür.

11. İstanbul Finans Merkezi Rejimi Güçlendirilmiştir

7412 sayılı İstanbul Finans Merkezi Kanunu’nda yapılan değişikliklerle, katılımcılara yönelik istisna rejimi genişletilmiş ve bazı süreler uzatılmıştır. Bu kapsamda İstanbul Finans Merkezi’ne ilişkin bazı avantajların süresi 2047 yılına kadar uzatılmış; bazı indirim süreleri ise 5 yıldan 20 yıla çıkarılmıştır.

Ayrıca nitelikli hizmet merkezlerinin İstanbul Finans Merkezi Kanunu kapsamındaki istisnadan yararlanan personeline, Gelir Vergisi Kanunu’nun 23. maddesindeki nitelikli hizmet personeli ücret istisnasının ayrıca uygulanmayacağı düzenlenmiştir. Böylece aynı ücret geliri için çifte istisna uygulanmasının önüne geçilmiştir.

Bu düzenlemeler, İstanbul Finans Merkezi’nin yalnızca finansal kuruluşlar için değil, aynı zamanda uluslararası hizmet, yönetim, danışmanlık ve koordinasyon merkezleri için de daha cazip hale getirilmesi amacını taşımaktadır.

12. 7582 Sayılı Kanun’un Yürürlük Tarihleri

7582 sayılı Kanun’un yürürlük hükümleri madde bazında farklılık göstermektedir.

Gelir Vergisi Kanunu’na eklenen mükerrer 20/D maddesi, yani Türkiye’ye yeni yerleşen kişilerin yurt dışı kazanç ve iratlarına ilişkin gelir vergisi istisnası, 01.01.2026 tarihinden itibaren Türkiye’ye yerleşmiş sayılanlara uygulanmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Transit ticaret ve nitelikli hizmet merkezi kazançlarına ilişkin kurumlar vergisi indirimleri ile 32/C maddesindeki uyum değişiklikleri, 01.07.2026 tarihinden itibaren verilmesi gereken beyannamelerden başlamak ve 01.01.2026 tarihinden itibaren başlayan vergilendirme dönemlerine ait kurum kazançları için geçerli olmak üzere yürürlüğe girmiştir.

Üretim ve zirai üretim kazançlarında kurumlar vergisi oranını %12,5 olarak belirleyen düzenleme ise 2027 yılı ve izleyen vergilendirme dönemlerinde elde edilen kazançlara uygulanacaktır. Kanun’un diğer hükümleri ise yayımı tarihinde yürürlüğe girmiştir.

13. Sonuç

7582 sayılı Kanun, kamu borçlarının daha uzun vadede taksitlendirilmesi, Türkiye’ye yeni yerleşen gerçek kişilere yurt dışı gelirleri bakımından vergi avantajı sağlanması, nitelikli hizmet merkezlerinin teşvik edilmesi, üretim ve zirai üretim kazançlarında kurumlar vergisi oranının düşürülmesi, İstanbul Finans Merkezi’nin cazibesinin artırılması ve belirli varlıkların ekonomiye kazandırılması bakımından önemli sonuçlar doğurmaktadır.

Bununla birlikte Kanun ile getirilen her istisna ve indirim, belirli şartlara bağlanmıştır. Bu şartların eksik veya hatalı uygulanması halinde vergi ziyaı, tarhiyat, gecikme faizi, istisnanın reddi veya vergi incelemesi riski doğabilir.

Bu nedenle 7582 sayılı Kanun’dan yararlanmak isteyen gerçek ve tüzel kişilerin; yerleşiklik durumu, gelir kaynağı, kazanç ayrıştırması, transfer şartı, bordro uygulamaları, varlık bildirimi, MASAK riski ve kamu borçlarının tecili bakımından somut durumlarına özel hukuki ve vergisel değerlendirme yaptırmaları önem arz etmektedir.

İşbu sirküler, 04.06.2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 7582 sayılı Kanun hükümleri esas alınarak genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Somut olay özelinde hukuki ve vergisel danışmanlık alınmadan işlem tesis edilmemesi tavsiye olunur.