Sirküler No: 2026/19
Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu’nun 01.04.2026 tarihli ve E:2025/26, K:2026/6 sayılı kararı, 19 Haziran 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanmıştır. Karar ile, mükelleflerin “özel esaslar/3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 36. maddesi uyarınca iade talepleri vergi incelemesine göre sonuçlandırılacak mükellefler” kapsamına alınmasına ilişkin işlemler bakımından önemli bir değerlendirme yapılmıştır.
Kararda, bu kapsama alınma işlemine karşı açılan davalarda uyuşmazlığın esasının incelenmesi gerektiği belirtilmiştir. Buna göre mahkemeler, yalnızca işlemin hazırlayıcı işlem olduğu gerekçesiyle davayı reddetmemeli; söz konusu işleme dayanak alınan hususların hukuka uygun olup olmadığını değerlendirmelidir.
Danıştay: Bu İşlem Sadece Hazırlık İşlemi Sayılamaz
Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu, KDV iadesi özel esaslar uygulamasında mükellefin vergi incelemesine tabi iade statüsüne alınmasının yalnızca idarenin iç işleyişine ilişkin bir işlem olarak kabul edilemeyeceğini değerlendirmiştir.
Kurula göre, bu işlem mükellefin iade sürecini, ticari ilişkilerini, nakit akışını ve hukuki durumunu etkileyebilecek niteliktedir. Bu nedenle söz konusu işlemin dava konusu edilebilirliği bakımından, yalnızca şekli bir hazırlık işlemi değerlendirmesi yapılması yeterli değildir.
Özel Esaslara Alınan Mükellef İçin Ne Anlama Geliyor?
KDV iadesi taleplerinin vergi inceleme raporu sonucuna bağlanması, uygulamada iade sürecinin uzamasına ve mükellef açısından finansman yükü doğmasına sebep olabilmektedir.
Bunun yanında, özel esaslar veya benzer nitelikteki riskli statülere alınma işlemleri, mükellefin ticari itibarını ve ilişkide bulunduğu diğer kişi veya şirketler nezdindeki görünümünü de etkileyebilmektedir. Danıştay kararında da, bu işlemlerin yalnızca ilgili mükellefi değil, onunla hukuki ilişki içinde bulunan kişileri de etkileyebilecek sonuçlar doğurduğu vurgulanmıştır.
7524 Sayılı Kanun Sonrası Yeni İade Rejimi
7524 sayılı Kanun ile 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 36. maddesinde yapılan değişiklik sonrasında, KDV iade hakkı doğuran işlemlerden kaynaklanan iade taleplerinin vergi inceleme raporu sonucuna göre yerine getirilmesi temel yöntem olarak düzenlenmiştir.
Bununla birlikte Hazine ve Maliye Bakanlığına; mükellefiyet süresi, çalışan sayısı, aktif ve özsermaye büyüklüğü, ödenen vergi tutarı, vergisel ödevlerin zamanında yerine getirilip getirilmediği, sahte veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belgeye ilişkin olumsuz rapor ya da tespit bulunup bulunmadığı gibi kriterleri dikkate alarak farklı iade yöntemleri belirleme yetkisi verilmiştir.
Mahkemeler Artık İşin Esasına Bakacak
Danıştay kararına göre, mükellefin bu kapsama alınmasına ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davalarda mahkemeler işin esasına girmelidir.
Bu kapsamda mahkeme, idarenin işleme dayanak gösterdiği olumsuz rapor, tespit, risk unsuru veya vergisel uyum kriterlerinin somut olayda gerçekleşip gerçekleşmediğini incelemelidir. Diğer bir ifadeyle, idarenin mükellefi vergi incelemesine tabi iade statüsüne alırken hukuka uygun ve denetlenebilir gerekçelere dayanıp dayanmadığı yargı denetimine tabidir.
Mükellefler İçin Dava Yolu Güçleniyor
Karar, KDV iadesi özel esaslar uygulaması bakımından mükelleflerin yargısal korunmasını güçlendiren niteliktedir. Mükellefler, iade taleplerinin vergi incelemesine göre sonuçlandırılacak mükellefler kapsamına alınmasına ilişkin işlemler bakımından, işlemin dayanağını oluşturan tespitlerin hukuka uygunluğunu dava konusu edebilecektir.
Bu nedenle, özel esaslara alınan veya iade süreci vergi incelemesi sonucuna bağlanan mükelleflerin, işlemin hangi gerekçeyle tesis edildiğini ve idarenin dayandığı olumsuz rapor ya da tespitlerin somut olup olmadığını dikkatle değerlendirmesi gerekmektedir.
Şirketler Nelere Dikkat Etmeli?
KDV iadesi sürecinde mükellef hakkında tesis edilen işlemlerin tebliğ veya öğrenilme tarihi, dava süresi bakımından önem taşımaktadır. Bu nedenle, ilgili işlemin öğrenilmesinden sonra gecikmeksizin hukuki değerlendirme yapılmalıdır.
Ayrıca, idarenin işlem gerekçesi, mükellef hakkında düzenlenen raporlar, vergi tekniği raporları, olumsuz tespitler, risk analizleri ve iade kontrol raporları birlikte incelenmelidir. Somut dayanağı bulunmayan veya mükellefin durumuyla ilişkilendirilemeyen gerekçeler, açılacak davalarda hukuka aykırılık iddiasının temelini oluşturabilecektir.
Kararın Vergi Uygulamasına Etkisi
Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu’nun kararı, idarenin vergi güvenliğini sağlama amacını ortadan kaldırmamaktadır. Ancak idarenin bu yetkiyi kullanırken somut, hukuka uygun ve yargısal denetime elverişli gerekçelere dayanması gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır.
Bu yönüyle karar, KDV iadesi özel esaslar uygulamasında mükelleflerin yalnızca sonuç işlem aşamasında değil, iade statüsünü doğrudan etkileyen işlemler bakımından da hukuki korumadan yararlanabileceğini göstermektedir.
Sonuç: Özel Esaslar Yargı Denetimi Dışında Değil
Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu’nun E:2025/26, K:2026/6 sayılı kararı uyarınca, mükelleflerin KDV iadesi taleplerinin vergi incelemesine göre sonuçlandırılacak mükellefler kapsamına alınmasına ilişkin işlemler, davaya konu edilebilir niteliktedir.
Bu tür davalarda mahkemelerin, uyuşmazlığı yalnızca usul yönünden değerlendirmeyip, işleme dayanak alınan hususların hukuka uygun olup olmadığını esas yönünden incelemesi gerekmektedir.
Söz konusu karar metni, 19 Haziran 2026 tarihli ve 33285 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır. İlgili metin için TIKLAYIN
