Safran & Safran

Dijital Tereke

Betül Karaçavuş

GİRİŞ

Teknolojik gelişmelerin hız kazanması ve dijital araçların günlük yaşamın ayrılmaz bir parçası hâline gelmesiyle birlikte, bireylerin kişisel ve ekonomik yaşamlarına ilişkin çok sayıda veri ve varlık dijital ortama taşınmıştır. Günümüzde sosyal medya hesapları, elektronik posta yazışmaları, bulut depolama alanlarında muhafaza edilen içerikler, dijital fotoğraf ve video arşivleri, dijital cüzdanlar ile kripto varlıklar, bireylerin dijital dünyada bıraktıkları izlerin ve oluşturdukları değerlerin önemli bir bölümünü oluşturmaktadır. Bu dönüşüm, yalnızca bireylerin yaşam biçimlerini değiştirmekle kalmamış; aynı zamanda mevcut hukuk kurallarının uygulanması bakımından yeni tartışma alanlarının ortaya çıkmasına da neden olmuştur.

Dijitalleşmenin ulaştığı boyut dikkate alındığında, bireylerin ölümünden sonra dijital ortamda bulunan veri, hesap ve içeriklerin hukuki akıbetinin ne olacağı sorusu giderek daha fazla önem kazanmaktadır. Özellikle ekonomik değer taşıyan dijital varlıkların mirasçılara intikal edip etmeyeceği, kişisel içeriklere erişimin sınırları ile özel hayatın gizliliği ve kişisel verilerin korunması ilkelerinin nasıl değerlendirileceği hususları hem öğretide hem de uygulamada güncelliğini koruyan tartışmalar arasında yer almaktadır.

MİRAS, TEREKE, DİJİTAL TEREKE

Miras: Kişinin ölümü üzerine malvarlığına ilişkin hak ve borçlarının kanun veya ölüme bağlı tasarruf hükümleri çerçevesinde mirasçılarına geçmesini ifade etmektedir. (tanıma eklemeler yapılacak.)

Tereke: Mirasın konusunu oluşturan aktif ve pasif mal varlıklarının bütünüdür. (kaynakça ekle)

Dijital Tereke: Miras bırakana ait, intikale elverişli dijital verilerdir1.

DİJİTAL TEREKE VE KÜLLİ HALEFİYET İLİŞKİSİ

4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu m.599 uyarınca “Mirasçılar, mirasbırakanın ölümü ile mirası bir bütün olarak, kanun gereğince kazanırlar. Kanunda öngörülen ayrık durumlar saklı kalmak üzere mirasçılar, mirasbırakanın aynî haklarını, alacaklarını, diğer malvarlığı haklarını, taşınır ve taşınmazlar üzerindeki zilyetliklerini doğrudan doğruya kazanırlar ve mirasbırakanın borçlarından kişisel olarak sorumlu olurlar. Atanmış mirasçılar da mirası, mirasbırakanın ölümü ile kazanırlar. Yasal mirasçılar, atanmış mirasçılara düşen mirası onlara zilyetlik hükümleri uyarınca teslim etmekle yükümlüdürler.” Mirasbırakanın malvarlığına ilişkin hak ve borçların bütün halinde mirasçılara geçmesine ise “külli halefiyet” denmektedir2. Teknolojik gelişmelerin hız kazanması ve dijital araçların günlük yaşamın ayrılmaz bir parçası hâline gelmesiyle birlikte kişilerin malvarlıklarının bir kısmı da dijital ortamlarda yer almaya başlamıştır. Türk hukukunda dijital terekeye ilişkin açık ve özel bir yasal düzenleme bulunmamakla birlikte dijital varlıkların miras hukuku bakımından değerlendirilmesinde hareket noktası yine TMK m. 599 hükmü ve bu hükmün temelini oluşturan külli halefiyet ilkesidir.

DİJİTAL TEREKENİN KAPSAMI

Dijital terekenin kapsamının sınırları belirlenirken Türk Miras Hukuku’nda yer alan düzenlemelerden hareket edilmektedir. Mirasbırakanın dijital ortamda sahip olduğu her varlık aynı hukuki niteliğe sahip değildir. Kripto paralar, soğuk cüzdanlar ve benzeri bazı dijital varlıklar ekonomik değer taşırken, bazı dijital varlıklar ise ekonomik bir değer içermemekte ve kişisel veri veya kişisel içerik niteliği taşımaktadır. Bu nedenle mirasbırakanın dijital ortamda bulundurduğu varlıkların dijital tereke kapsamında değerlendirilmesinde; ilgili dijital varlığın niteliği, kişilik hakları ile olan bağlantısı ve miras yoluyla devredilebilir olup olmadığı hususlarının birlikte incelenmesi gerekmektedir.

Bu kapsamda sosyal medya hesapları, elektronik posta hesapları, dijital fotoğraf ve video albümleri, bulut depolama alanlarında muhafaza edilen içerikler, çevrimiçi üyelikler, kripto varlıklar ve soğuk cüzdanlar dijital tereke kapsamında değerlendirilmesi mümkün olan başlıca dijital varlıklar arasında yer almaktadır. Ancak söz konusu varlıkların her biri bakımından mirasçılara intikalin kapsamı ve sınırları farklılık gösterebilmektedir.

DİJİTAL TEREKENİN MİRASÇILARA İNTİKALİNE İLİŞKİN GÖRÜŞLER

Dijital terekenin mirasçılara intikal edip etmeyeceği hususu hakkında görüş birliği bulunmamaktadır. Türk Hukukunda dijital terekeye ilişkin açık bir düzenlemenin yer almaması, bu konudaki tartışmaların temel sebeplerinden birini oluşturmaktadır. Bunun yanı sıra dijital varlıkların hukuki niteliğinin ve sınıflandırılmasının henüz tam anlamıyla netlik kazanmamış olması da konuya ilişkin görüş ayrılıklarını derinleştirmektedir.

Dijital terekenin mirasçılara geçişini kabul eden görüşe göre; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 653. maddesinde3 aile belgeleri ile aile için özel anı değeri bulunan eşyalara ilişkin özel bir düzenlemeye yer verilmiştir. Anılan hüküm, ekonomik değer taşımayan ancak aile bakımından manevi önem arz eden bazı değerlerin de miras hukuku kapsamında korunduğunu göstermektedir. Bu nedenle dijital ortamda bulunan fotoğrafların, kişisel yazışmaların, günlüklerin ve benzeri içeriklerin yalnızca ekonomik bir değer taşımadıkları gerekçesiyle dijital tereke kapsamı dışında bırakılmaması gerektiği savunulmaktadır4. Bu görüş taraftarlarına göre, mirasbırakana ait basılı fotoğraf albümlerinin, kişisel notların, günlüklerin ve benzeri hatıra değeri taşıyan eşyaların mirasçılara geçmesi kabul edilirken, aynı nitelikteki içeriklerin dijital ortamda muhafaza ediliyor olması farklı bir hukuki sonuca ulaşılmasını gerektirmemektedir. Zira dijital ortamda bulunan fotoğraflar, kişisel yazışmalar, günlükler veya sosyal medya içeriklerini geleneksel muadillerinden ayıran temel özellik, bunların maddi bir varlık üzerinde değil dijital ortamda bulunmalarıdır. Bu nedenle söz konusu dijital içeriklerin de miras hukuku bakımından terekenin bir parçası olarak değerlendirilmesi gerektiği savunulmaktadır.

Buna karşılık diğer görüşe göre; dijital verilerin önemli bir kısmı eşya niteliği taşımadığından mülkiyet hakkının konusunu oluşturmaz ve bu nedenle miras hukukuna ilişkin klasik kurallar çerçevesinde değerlendirilmemeleri gerektiği, miras yoluyla kazanılabilecek haklar kapsamının sınırsız olmadığı, malvarlığı değeri taşıyan bazı hakların dahi kişiye sıkı sıkıya bağlı nitelikte olmaları hâlinde mirasçılar tarafından kazanılamayacağı kabul edilmektedir. 5. Kişisel yazışmalar, sosyal medya hesapları ve benzeri dijital içeriklerin özel hayatın gizliliği ve kişilik hakları ile yakın ilişki içerisinde bulunması nedeniyle bunların mirasçılara geçişinin mümkün olmadığı ileri sürülmektedir6.

DİJİTAL TEREKEYE İLİŞKİN YARGISAL YAKLAŞIM

ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ’NİN E.2020/1149 K.2020/905 T. 13.11.2020

“…Yakın zamana kadar elektronik posta hesapları, sosyal medya hesapları ve benzeri dijital uygulamalar yalnızca kişisel kullanıma yönelik olup maddi bir değer taşımazken günümüzde bu hesapların reklam gelirleri elde edilen maddi bir karşılığı olan hesaplar halini alabildiği gibi, yine sosyal medya hesaplarının ve dijital para cüzdanlarının bağlı olduğu e posta hesaplarının da artık kişisel kullanımı aşıp ticari değeri olan dijital mal varlığı kapsamına girmeye başladığı anlaşılmaktadır……Dijital malvarlığı kavramı, videolar, fotoğraflar, e-postalar, kişisel sosyal medya hesapları gibi elektronik olarak depolanan ve yalnızca dijital formda bulunan diğer varlıklar anlamına gelmektedir. Ancak dijital dünyanın sürekli değişmesine bağlı olarak dijital malvarlığının nelerden oluştuğu net olarak belirlenememektedir  Dijital miras ise bu tür soyut malvarlığı değerlerinin mirasçılara intikal etmesi, mirasa konusu olmasıdır…Murisin e posta hesabı ve buna bağlı olarak kullanılan sosyal medya hesapları, dijital cüzdan hesapları vb maddi değer ifade eden ve TMK’nın 599.maddesi kapsamında terekesine dahil olup mirasçılarına intikali gereken dijital mal varlığının da tespitinin gerekeceği kanaatine varılmıştır…Sonuç olarak, mahkemece tespit talebi gereğince murisin ölüm tarihi itibariyle tüm aktif ve pasif mal varlığının tespiti ve bu minvalde dijital mal varlığının terekesine dahil olması gerektiği nazara alınarak dijital terekesinin de tespiti yapılarak araştırma ve inceleme sonucunda bir karar verilmesi gerekirken, ölü kişinin e posta hesabının özel hayatın gizliliği kapsamında değerlendirilerek talebin reddine karar verilmiş olması hatalı olmuştur…”

Dijital terekeye ilişkin önemli kararlardan biri Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi’nin 13.11.2020 tarihli, 2020/1149 E. ve 2020/905 K. sayılı kararıdır. Somut olayda mirasçılar, murise ait Apple iCloud hesabında bulunan fotoğraf, video, elektronik posta ve diğer dijital içeriklerin terekenin bir parçası olduğunun tespit edilmesini talep etmişlerdir. Bölge Adliye Mahkemesi, dijital malvarlığı unsurlarının da terekenin kapsamına dahil olabileceğini kabul etmiş; murise ait e-posta hesabı, sosyal medya hesapları ve dijital cüzdanlar gibi dijital varlıkların TMK m.599 kapsamında mirasçılara intikali gereken malvarlığı değerleri arasında değerlendirilebileceğini ifade etmiştir. Bu yönüyle karar, Türk hukukunda dijital terekenin miras hukukuna konu olabileceğini kabul eden önemli yargısal yaklaşımlardan biri olarak dikkat çekmektedir.

KARŞILAŞTIRMALI HUKUKTA DİJİTAL TEREKE

Alman Hukukunda

Alman Federal Mahkemesi’nin (Bundesgerichtshof-BGH) 12.07.2018 tarihli ve III ZR 183/17 sayılı kararı, dijital terekeye ilişkin olarak sıklıkla atıf yapılan kararlardan biridir. Karara konu olayda, vefat eden kızlarının Facebook hesabındaki içeriklere erişmek isteyen ebeveynlerin talebi, hesabın anma hesabına dönüştürülmüş olması nedeniyle reddedilmiştir. Bunun üzerine uyuşmazlık yargıya taşınmıştır. Alman Federal Mahkemesi, Facebook kullanım sözleşmesinden kaynaklanan hak ve yükümlülüklerin mirasbırakanın ölümüyle sona ermeyeceğini ve külli halefiyet ilkesi kapsamında mirasçılara geçeceğini kabul etmiştir. Bu kapsamda ebeveynlerin hesaba erişim talebinin kabul edilmesi gerektiğine karar verilmiştir7.

ABD Hukukunda

  • Dijital terekeye ilişkin tartışmalara konu olan örneklerden biri, Irak’ta görev yaparken hayatını kaybeden ABD Deniz Piyadesi Justin Ellsworth’un Yahoo e-posta hesabına ilişkindir. Ellsworth’un babası, oğluna ait elektronik posta hesabındaki yazışmalara erişim talebinde bulunmuş; ancak Yahoo, kullanıcı gizliliğini esas alan hizmet politikalarını gerekçe göstererek hesabın içeriklerini paylaşmayı reddetmiştir. Şirket, hesabın ancak mahkeme kararı ve gerekli doğrulamaların yapılması hâlinde devredilebileceğini belirtmiştir. Bunun üzerine baba tarafından yargı yoluna başvurulmuş ve Michigan’daki veraset mahkemesi tarafından Yahoo’nun, hesaptaki elektronik posta içeriklerinin bir kopyasını aileye teslim etmesine karar verilmiştir. Karar doğrultusunda Yahoo, hesap bilgilerini ve şifreyi paylaşmamakla birlikte, elektronik posta içeriklerini dijital ortamda aileye teslim etmiştir. Olay, ölüm sonrasında dijital hesaplara erişim konusunda mirasçıların menfaatleri ile haberleşmenin gizliliği ve kişisel verilerin korunması arasındaki dengenin nasıl kurulması gerektiğine ilişkin tartışmaları gündeme getirmiştir8.
  • Dijital terekeye ilişkin tartışmalara konu olan bir diğer olay ise Benjamin Stassen vakasıdır. 21 yaşındaki Benjamin Stassen’in intihar ederek hayatını kaybetmesinin ardından ailesi, ölüm nedenine ilişkin bilgi edinebilmek amacıyla oğullarına ait Facebook ve diğer dijital hesaplara erişim talebinde bulunmuştur. Ancak ilgili hizmet sağlayıcıları, kullanıcı gizliliğini ve hizmet sözleşmelerini gerekçe göstererek bu talebe temkinli yaklaşmıştır. Uyuşmazlığın yargıya taşınması üzerine yerel mahkeme, Stassen ailesinin mirasçı sıfatıyla oğullarına ait Facebook hesabındaki içeriklere erişebileceğine karar vermiştir. Olay, dijital varlıklara erişim talebinde bulunan mirasçıların menfaatleri ile kullanıcı gizliliğinin korunması arasındaki çatışmayı ortaya koyması bakımından dijital tereke tartışmalarında sıklıkla anılan örneklerden biri hâline gelmiştir9.

DEĞERLENDİRMELERİMİZ

Dijital terekeye ilişkin tartışmaların temelinde, dijital ortamda bulunan içeriklerin mirasçılara intikal edip etmeyeceği ve bu içeriklerin kişilik hakları ile olan ilişkisi yer almaktadır. Kanaatimizce dijital varlıkların miras hukuku bakımından değerlendirilmesinde hareket noktası, Türk Medeni Kanunu’nun mirasa ve külli halefiyete ilişkin genel hükümleri olmalıdır.

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 28. maddesi uyarınca kişilik ölümle sona ermektedir. Bu nedenle ölüm sonrasında kişilik hakkına dayanılarak dijital içeriklerin mirasçılara intikalinin kategorik olarak engellenmesi isabetli görünmemektedir. Aksi yöndeki bir yaklaşım, miras hukukunun temel ilkeleri ile bağdaşmayacağı gibi, dijitalleşen yaşamın gerçekleriyle de uyumlu olmayacaktır.

Günümüzde bireylerin yalnızca ekonomik değere sahip varlıkları değil; fotoğrafları, günlükleri, yazışmaları, sağlık kayıtları, eğitim belgeleri ve benzeri pek çok kişisel içeriği de dijital ortamlarda saklanmaktadır. Geçmişte fiziki ortamda muhafaza edilen birçok unsurun bugün dijital ortama taşınmış olması, bunların hukuki niteliğini değiştirmemektedir. Nitekim basılı fotoğraf albümlerinin, kişisel notların veya günlüklerin mirasçılara geçeceği konusunda herhangi bir tereddüt bulunmazken, aynı içeriklerin dijital ortamda bulunması farklı bir sonuca ulaşılmasını gerektirmemelidir.

Öte yandan ekonomik değer taşıyan dijital varlıklar bakımından dijital terekenin varlığının kabul edilmesi gerektiği hususunda çok daha güçlü gerekçeler bulunmaktadır. Kripto varlıklar, dijital cüzdanlar, gelir elde edilen sosyal medya hesapları, çevrimiçi platformlarda bulunan ekonomik değere sahip hesaplar ve benzeri dijital unsurlar, mirasbırakanın malvarlığının bir parçasını oluşturmaktadır. Bu tür varlıkların yalnızca dijital ortamda bulunmaları nedeniyle tereke dışında bırakılması, miras hukukunun temel prensipleri ve külli halefiyet ilkesi ile bağdaşmayacaktır. Dolayısıyla ekonomik değer taşıyan dijital varlıkların terekeye dahil olduğu hususunda herhangi bir tereddüt bulunmaması gerektiği kanaatindeyiz.

Sonuç olarak, günümüzde dijitalleşme bireylerin tercihinden ziyade yaşamın bir gerekliliği hâline gelmiştir. Artık bireylerin önemli bir kısmı kişisel ve ekonomik yaşamlarına ilişkin verileri dijital ortamlarda muhafaza etmektedir. Bu nedenle dijital terekenin varlığının kabul edilmesi ve kural olarak mirasçılara intikal edebileceğinin benimsenmesi gerektiği düşüncesindeyiz. Bununla birlikte bireylerin, hayattayken dijital varlıklarının ölüm sonrasındaki akıbetine ilişkin iradelerini ortaya koyabilmelerine imkân tanıyan ve uygulamada ortaya çıkabilecek tereddütleri giderecek açık yasal düzenlemelerin yapılmasının faydalı olacağı değerlendirilmektedir.

KAYNAKÇA

  • AKKURT, Sinan Sami, Dijital Varlıkların Miras Yoluyla Bırakılması, Seçkin Yayınevi, 2022, Ankara.
  • DOĞANCI, Doğa Ekrem, Sosyal Medya Kullanıcı Hesabı Sözleşmelerinin Dijital Tereke Yönünden Değerlendirilmesi, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Hukuk Araştırmaları Dergisi • Cilt 28, Sayı 1, Haziran 2022
  • İLERİ, Çiğdem, “Dijital Miras” – Alman Federal Mahkemesi’nin “Facebook” Kararı Üzerine Bir İnceleme, TBB Dergisi 2020 (146)
  • İNCE AKMAN, Nurten, Mirasbırakanın Dijital Bilgilerinin Mirasçılara Geçişi (Dijital Tereke), İnönü Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt:9 Sayı:2 Yıl 2018.
  • KOCAYUSUFPAŞAOĞLU, Necip: Miras Hukuku 3. Bası, Filiz Kitapevi İstanbul 1987
  • SARIDAĞ, Orhan Gazi, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi’nin 13.11.2020 Tarihli Kararı Çerçevesinde Dijital Terekenin Kapsamlı İncelenmesi, Bilişim Hukuku Dergisi 4, no. 2 (2022)
  • TURGUT, Cemile, Dijital Mirasta Gözden Kaçanlar, BÜHFD, C.6, S.12, 2020.
  • ULUSU KARATAŞ, Elif, Türk Miras Hukukunda Mirasın Kazanılmasında Halefiyet Türleri ve Türk Milletlerarası Özel Hukukundaki Yansımaları, İÜHFM C. LXXIII, S. 2, 2015.

1 AKKURT, Sinan Sami, Dijital Varlıkların Miras Yoluyla Bırakılması, Seçkin Yayınevi, 2022, Ankara, s. 24.; İNCE AKMAN, Nurten, Mirasbırakanın Dijital Bilgilerinin Mirasçılara Geçişi (Dijital Tereke), İnönü Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt:9 Sayı:2 Yıl 2018, s. 534.

2 ULUSU KARATAŞ, Elif, Türk Miras Hukukunda Mirasın Kazanılmasında Halefiyet Türleri ve Türk Milletlerarası Özel Hukukundaki Yansımaları, İÜHFM C. LXXIII, S. 2, 2015, s. 360.

3 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.653’e göre “Mirasçılardan birinin karşı çıkması hâlinde, nitelikleri veya özgülendikleri amaç gereği bir bütünlük oluşturan eşya birbirinden ayrılamaz. Aile belgeleri ile aile için özel anı değeri olan eşya, mirasçılardan birinin karşı çıkması hâlinde satılamaz. Mirasçılar arasında anlaşmazlık çıkarsa sulh hâkimi, yerel âdetleri, âdet yoksa kişisel durumları göz önünde tutarak bu eşyanın, payına mahsup edilmek veya edilmemek suretiyle mirasçılardan birine özgülenmesine ya da satılmasına karar verir. Özel kanun hükümleri saklıdır..”

4 İNCE AKMAN, s. 552-553.

5 İNCE AKMAN, s. 539.

6 DOĞANCI, Doğa Ekrem, Sosyal Medya Kullanıcı Hesabı Sözleşmelerinin Dijital Tereke Yönünden Değerlendirilmesi, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Hukuk Araştırmaları Dergisi • Cilt 28, Sayı 1, Haziran 2022, s. 335.; 6 İNCE AKMAN, s. 539-544.

7 İLERİ, Çiğdem, “Dijital Miras” – Alman Federal Mahkemesi’nin “Facebook” Kararı Üzerine Bir İnceleme, TBB Dergisi 2020 (146), s. 129-131.

8 https://www.cnet.com/tech/tech-industry/yahoo-denies-familyaccess-to-dead-marines-e-mail/; SARIDAĞ, Orhan Gazi, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi’nin 13.11.2020 Tarihli Kararı Çerçevesinde Dijital Terekenin Kapsamınının İncelenmesi, Bilişim Hukuku Dergisi 4, no. 2 (2022), s.222

9 https://www.nbcnews.com/nightly-news/digital-afterlife-what-happens-your-online-accounts-when-you-die-flna807644; SARIDAĞ, s. 223