Safran & Safran

AYM’den Vergi Hukukunda Zamanaşımı ve Mülkiyet Hakkına İlişkin Kritik Karar

Safran & Safran

Anayasa Mahkemesi, zamanaşımı süresi fiilen dolmuş olmasına rağmen salt bu süreyi bertaraf etmek amacıyla takdir komisyonuna sevk edilerek yapılan vergi ve ceza tarhiyatlarının, hukuki güvenlik ve belirlilik ilkelerini zedelediğini, mükellefe öngörülemez ve orantısız bir külfet yüklediğini belirterek Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine hükmetmiştir.

Anayasa Mahkemesi (AYM), vergi hukukunda uzun süredir tartışma konusu olan tarh zamanaşımı, takdir komisyonuna sevk ve mülkiyet hakkı ilişkisini ele alan önemli bir karara imza attı. 16 Ocak 2026 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Anayasa Mahkemesinin 12 Haziran 2025 tarihli ve 2020/20773 başvuru numaralı Kararı kapsamında verilen kararda, zamanaşımı süresi dolmasına rağmen yapılan vergi ve ceza tarhiyatlarının Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkını ihlal ettiği sonucuna ulaşmıştır.

Başvuruya konu olayda, şirketin 2007 yılına ait defter ve belgeleri üzerinden vergi incelemesi başlatılmış, zamanaşımı süresinin dolmasına çok kısa bir süre kala dosya takdir komisyonuna sevk edilmiş ve bu sevk işlemi gerekçe gösterilerek zamanaşımının durduğu kabul edilmiştir. Takdir komisyonu süreci tamamlandıktan sonra şirket hakkında vergi ziyaı cezalı KDV tarhiyatları yapılmıştır.

Başvurucu şirket, tarh zamanaşımının fiilen dolduğunu, takdir komisyonuna sevk işleminin yalnızca zamanaşımını durdurmak amacıyla kullanıldığını ve bu nedenle yapılan tarhiyatların hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür. Vergi mahkemeleri ve Danıştay ise Vergi Usul Kanunu’nun 114. maddesine dayanarak zamanaşımının durduğu kanaatiyle davayı reddetmiştir.

Anayasa Mahkemesi, uyuşmazlığı mülkiyet hakkı kapsamında incelemiş; vergi ve ceza tarhiyatlarının mülkiyet hakkına müdahale teşkil ettiğini açıkça ortaya koymuştur. Mahkeme, zamanaşımı kurumunun hukuki güvenlik ve belirlilik ilkelerinin bir gereği olduğunu vurgulamış; mükelleflerin süresiz bir vergi tehdidi altında bırakılmasının hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmayacağını ifade etmiştir.

Kararda özellikle takdir komisyonuna sevk işleminin zamanlaması ve işlevi üzerinde durulmuş zamanaşımı dolmadan hemen önce yapılan sevk işleminin uzun süren bir komisyon süreciyle birleşerek mükellef aleyhine belirsizlik yarattığı, bu durumun ise mülkiyet hakkı bakımından orantısız bir külfet doğurduğunu belirtmiştir.

Anayasa Mahkemesi, devletin vergi alacağını tahsil etme yetkisi ile mükellefin mülkiyet hakkı arasında adil bir denge kurulması gerektiğini ifade etmiş; somut olayda bu dengenin mükellef aleyhine bozulduğunu tespit etmiştir. Zamanaşımı süresinin dolmasına rağmen tarhiyat yapılmasının ölçülülük ilkesine aykırı olduğu sonucuna varılmıştır.

Bu gerekçelerle Anayasa Mahkemesi, Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar vermiş; ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması amacıyla dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara 5. Vergi Mahkemesine gönderilmesine hükmetmiştir.

Karar, vergi hukukunda takdir komisyonu ve zamanaşımı ilişkisine net sınırlar çizen önemli bir içtihat niteliği taşımaktadır.

İlgili Resmi Gazete İçin Tıklayın